preloader

Şirket Müdüründen (Kanuni Temsilci) Talep Edilen Vergi Borcunun İptali

Konuyu tüm yönleriyle ele alan bu yazıyı okuyarak kanuni temsilci sıfatıyla ödemek zorunda olmadığınız vergilerden kurtulabilirsiniz.

Bilindiği üzere Limited şirketlerin kanuni temsilcileri, şirketin vergi borçları nedeniyle vergi idaresine karşı mal varlıklarıyla sorumlu tutulabiliyor. Bu sorumluluğu doğuran kanun maddesi şudur;

Kanuni Temsilcilerin Sorumluluğu
Mükerrer Madde 35

Tüzel kişilerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.

Kanun maddesini incelediğimiz zaman,

1– Limited şirketin vergi borcunun varlığı

2– Bu vergi borcunun limited şirketten kısmen veya tamamen tahsil edilememesi veya edilemeyeceğinin anlaşılması gerektiği görülmektedir.

3– Ayrıca kanuni temsilcinin (müdürün) sorumluluğu; sadece temsile yetkili bulunduğu döneme ilişkindir. Önceki ya da sonraki döneme ilişkin sorumlulukları yoktur.

Bu durumda limited şirketin müdürü (kanuni temsilcisi) olması nedeniyle vergi ödeme emri tebliğ alanların bu üç hususu denetlemesi gerekmektedir. Çünkü vergi dairelerinin uygulamada hukuka aykırı olarak bu üç hususu atladıkları, ödeme emri gönderdikleri görülmektedir. Ancak vergi mahkemesinde açılacak bir iptal davası ile bahse konu ödeme emirleri iptal edilmektedir.

1– Limited Şirketin Vergi Borcunun Varlığı

İlk olarak Kanuni Temsilciliği yapılan Limited Şirketin bahse konu vergi borcunun hukuken var olup olmadığı incelenmelidir. Bu inceleme öncelikle zamanaşımı yönünden yapılmalıdır. Vergi borçlarında iki tür zamanaşımı mevcuttur. Bunlar tarh ve tahsil zamanaşımıdır.

Tarh zamanaşımı vergi borcunu doğuran olayın gerçekleştiği yılı takip eden yılın başından başlayan ve beş yıl sonra sona eren süreci ifade eder. Bu süre içinde vergi dairesi tarafından vergi borcu hesaplanmamış veya hesaplanmış olsa bile asıl vergi borçlusu şirkete tebliğ edilmemiş ise artık bir vergi borcundan bahsetmek mümkün değildir. Böyle bir durumun tespiti halinde kanuni temsilci zamanaşıma uğradığı itirazını vergi mahkemesinde ileri sürerek kendisine gönderilen ödeme emrinin iptalini sağlayabilir.

Tahsil zamanaşımı ise vergi borcunun vadesinin rastladığı yılı takip eden yılın başından itibaren beş yıllık süreyi ifade eder. Vergi dairesi tarafından söz konusu süre içinde tahsilat yapılmaz ise vergi borcu sona erer. Hukuken vergi borcu artık yoktur. Kanuni temsilcinin tebliğ aldığı vergi borcu için böyle bir durumun varlığı halinde vergi mahkemesine müracaat edebilecek ve gönderilen ödeme emrinin iptalini sağlayabilecektir.

Vergi dairesi vergi borcunu, zamanaşımına uğradığı halde kanuni temsilciden istemiş olabilir. Bu noktada ödeme emri alan Limited şirketin kanuni temsilcisi (eski tarihli müdür olabilir) vergi mahkemesine başvurarak ödeme emrinin iptalini sağlayabilir.

Konu ile ilgili pek çok karar mevcuttur. Bu kararların ilgili bölümleri;

Danıştay 3.D. 2020/466E 2020/3586K 06.10.2020

Ödeme emrinin Ocak-Aralık 2009 dönemine ait vergi borcu için 0,05 kuruşluk zamanaşımını kesmek amaçlı ödeme yapıldığından zamanaşımının kesilmediği, 31/12/2015 tarihi itibarıyla da zamanaşımına uğradığı

Danıştay 3.D. 2017/1767E 2021/1313K 12.03.2021

“Vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından itibaren beş yıl içinde usulüne uygun şekilde tebliğ edilmeyen, dolayısıyla zamanaşımına uğradığı anlaşılan amme alacağı için davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla ödeme emri düzenlenmesinde (şirket müdüründen talep edilmesinde) hukuka uygunluk bulunmadığından ödeme emrinin iptaline

Danıştay 4.D. 2020/628E 2021/271K. 18.01.2021

“Re’sen takdire ilişkin sebebin, takdire sevk tarihinden sonra ortaya çıktığı ve uyuşmazlık konusu verginin zamanaşımına uğradığı anlaşılmaktadır.”

Vergi Dava Daireleri Kurulu 2020/1412E 2020/1302K 02.12.2020

“Zamanaşımına uğraması nedeniyle ortadan kalkan ve kamu alacağının ödemesinden birinci derecede sorumlu olan asıl borçlu şirketten istenemeyecek nitelikte olan söz konusu borcun tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerinde (şirket müdüründen talep edilmesinde) hukuka uygunluk bulunmamaktadır.”

Vergi Dava Daireleri Kurulu 2020/967E 2020/1304K 02.12.2020

“Dolayısıyla şirket adına düzenlenen ihbarnamelerin tebliği usule aykırılık taşıdığından usulsüzlüğün yapıldığı yılı takip eden yılın başından itibaren beş yıl içinde usulüne uygun şekilde tebliğ edilmeyen özel usulsüzlük cezasının zamanaşımına uğradığı izahtan varestedir. Zamanaşımına uğraması nedeniyle ortadan kalkan ve kamu alacağının ödemesinden birinci derecede sorumlu olan asıl borçlu şirketten istenemeyecek nitelikte olan söz konusu borcun tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.”

Görüldüğü üzere mahkemeler; vergi borcu için gönderilen ödeme emirlerini zamanaşımına uğradıkları gerekçesiyle iptal etmiştir. İptal kararlarında usulüne uygun yapılmayan tebligatların zamanaşımını durdurmadığını ve bu nedenle işleyen zamanaşımı sürelerinin iptal kararlarına gerekçe olduğu da görülmektedir. Bu noktada ödeme emri alan kanuni temsilcilerin, daha önce şirkete yapılan tebligatların usulüne uygun yapılmadığı gerekçesine dayanmalarının da mümkün olduğunu söylemek gerekir.

2– Vergi Borcunun Limited Şirketten Kısmen veya Tamamen Tahsil Edilememesi veya Edilemeyeceğinin Anlaşılmasının Gerekmesi

Kesinleşen vergi borçlarından şirket kanuni temsilcilerinin sorumlu tutulabilmesi mal varlıklarından tahsil edilebilmesi için;

1- Vergi borcunun şirketten tahsil edilememesi gerekmektedir.

2- Veya şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gerekmektedir.

Uygulamada vergi dairelerinin bu hususu atladıkları ve kanuni temsilcilere hukuka aykırı ödeme emri gönderdikleri görülmektedir. Bu durumda şirket müdürlüğü yapmış kişilerin yapması gereken vergi mahkemesine başvurarak söz konusu hukuka aykırı ödeme emirlerini iptal ettirmektir. Konuyla ilgili çok sayıda dava açılmış ve ödeme emirleri iptal ettirilmiştir.

Danıştay 7.D. 2016/6737E 2020/5292K 25.12.2020

“Yukarıda yer verilen yasal düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesinden; şirket borçlarından dolayı kanuni temsilcilere başvurulabilmesi için öncelikle şirket adına kesinleştirilmesi ve usulüne uygun tüm takip yollarının tüketilmesine karşın, borcun şirketin malvarlığından kısmen ya da tamamen tahsil edilememesi veya edilemeyeceğinin ortaya konulması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.

Dosyanın incelenmesinden, Mahkemece her ne kadar asıl borçlu şirkete ve ortaklarına ulaşılamadığı ve yapılan mal varlığı araştırmasında da şirkete ait herhangi bir malvarlığına rastlanmadığından kanuni temsilci sıfatıyla davacı (müdür, kanuni temsilci) adına ödeme emri düzenlendiği belirtilmişse de, dosya içeriğinde malvarlığı araştırmasına ilişkin herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı anlaşıldığından, yapılandırılmış ancak ödenmemiş alacağın şirketten tahsili yoluna gidilip gidilmediği, şirket hakkında malvarlığı araştırması yapılıp yapılmadığı araştırılarak vergi alacağının şirketten tahsil edilmesinin mümkün bulunmadığı ortaya konulduktan sonra kanuni temsilci hakkında düzenlenen ödeme emrinin hukukiliği hakkında karar verilmek üzere temyize konu kararın bozulması gerekmektedir.”

Danıştay 9.D. 2017/3775E 2020/1204K 26.02.2020

Şirket mal varlığından tahsili yoluna gidilmesi, tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması üzerine kanuni temsilcinin şahsi mal varlığından tahsili yoluna gidilmesi gerekirken tüm bu yollara başvurulmaksızın, şirket malvarlığından tahsili olanağı bulunmadığı hususu kesinleşmeden davacıdan (şirket müdüründen, kanuni temsilciden) tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığından ödeme emrinin iptaline

Danıştay 9.D. 2010/9101E 2012/4583K 13.09.2012

“Bu durumda, vergi borcu bulunan şirket hakkında amme alacağının tahsilini sağlamak amacıyla tüm takip yolları tüketilmeden davacının kanuni temsilci olduğundan bahisle sorumlu tutularak adına ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uyarlık, bulunmadığından,  davayı reddeden vergi mahkemesi kararında  hukuki isabet görülmemiştir.”

3– Kanuni Temsilcinin (Müdürün) Sorumluluğu Temsile Yetkili Bulundukları Döneme İlişkindir

Kanuni temsilcinin vergi borcundan dolayı şahsi sorumluluğunun sebebi şirket adına yapması gereken ödevlerin yapılmamasına ilişkindir. Şirket müdürünün kendi döneminde; defter ve belge ibraz edilmemesi, beyanname verilmemesi, beyan edilen bir borcun ödenmemesi veya eksik beyanda bulunulması şahsi sorumluluğunun doğmasına neden olur. Bu nedenle şirket müdürünün yalnız bu ödevleri üstlendiği yani görev yaptığı dönem için şahsi sorumluluğu vardır.

Danıştay 3.D. 2020/466E 2020/3586K 06.10.2020

“Ödeme emri içeriği borçların beyan üzerine tahakkuk eden geçici vergiye ait gecikme zammı ile kurumlar vergisi içerikli olduğu ve vade tarihleri itibarıyla kanuni temsilci olmayan davacının bu borçlardan sorumlu tutulamayacağı”

Danıştay 4.D. 2014/2596E 2018/5899K 12.06.2018

“Söz konusu ödeme emirleri içeriği muhtelif amme alacağı farklı vergilendirme dönemlerine ait olduğundan, davacının temsil ve ilzam yetkisi bakımından dönemsellik ilkesine uygun değerlendirme yapılması suretiyle sorumlu olduğu dönemlerin ortaya konulmasından sonra yeniden karar verilmesi gerekmektedir.”

Danıştay 7.D. 2008/917E 2011/233K 24.01.2011

“Bu itibarla, vergi alacağının doğduğu dönemde kanuni ödevleri yerine getirme hususunda yetki ve sorumluluğu bulunmayan davacının, 213 sayılı Kanunun yukarıda anılan 10’uncu maddesi uyarınca ödeme emri ile takibinde hukuka uyarlık bulunmadığından, bu husus dikkate alınmadan verilen mahkeme kararında isabet görülmemiştir.”

Danıştay 9.D. 2010/2642E 2013/4854K 20.05.2013

“Davacıdan ödenmesi istenilen vergi borçları her ne kadar davacının yasal temsilcilik yaptığı döneme ilişkin ise de, davacının sorumluluğu, yöneticiliği döneminde defter ve belge ibraz edilmemesi, beyanname verilmemesi, beyan edilen bir borcun ödenmemesi veya yapılan inceleme sonucu eksik beyanda bulunulduğunun tespiti halinde söz konusu olabileceğinden, kanuni temsilcilik sıfatının sona ermesinden sonra asıl borçlu şirketin 13.4.1998 tarihinde o dönemde müdür olan şahıstan istenilen defter ve belgelerinin ibraz edilmemesiyle ve daha sonrasında da 4811 sayılı Yasa’dan 17.4.2003 tarihinde yararlanılarak taksitlendirilen borçların ödenmemesi eyleminden sorumlu tutulamayacağı açık bulunmaktadır.”

Danıştay 3.D. 2020/466E 2020/3586K 06.10.2020

“Takip numaralı ödeme emrinin 2009 yılının Haziran, Temmuz, Eylül ve Ekim dönemlerine ait katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizine yönelik kısmında bu borçların nedeni olan fiilin işlendiği tarihte davacı kanuni temsilci olduğundan hukuka aykırılık bulunmadığı”

Yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Size en iyi deneyimi sunmak için çerezleri kullanıyoruz.